adamın biri geliyor,
ve yazdıklarımı beğendiğini söylüyor..
eyvallah diyorum,
değişik bir tarzım varmış,
ve kendisi de yazıyormuş
ona da eyvallah diyorum, herkes yazıyor, yazabilir,
ve esasen,
bir kum torbasının ne kadar tarzı varsa,
benim de o kadar olabilir demek geliyor içimden,
demiyorum,
susuyorum,
konuşmaya istekli değilim, DEVAMINI OKU »
eski güzel günler
ölene dek tek başına
odamdayım,
yo hayır kilise sokağındayım.
ellerimi başımın altına almışım,
tavanı izliyorum.
yo hayır sevgilimle karşılıklı şarap içiyorum,
parmaklarımı çakmakla yakmaya çalışıyorum.
yo hayır sevgilimin kollarındaki jilet izlerine bakıyorum.
odamda tek başımayım.
yo hayır sevgilime kiraladığım evde tek başımayım.
odamda iki sek votkayı peşpeşe dikiyorum,
yo hayır okuldan çıkıcak olan sevgilime,
iyi bir gece hazırlıyorum mutfakta, DEVAMINI OKU »
At A Later Date
Kimse görmüyor mu?
Ölüyor günden güne
kimse bilmiyor mu
aklından geçenleri
kanser olmadığı için üzgün hissediyor
kimseyle sevişmediği için aids olma riski yok
ve tırnaklarını kesmeye gücü de
bekliyor sadece ölümü olduğu yerde DEVAMINI OKU »
this empty crow
1.
sabah, nefes nefese uyandım. ve kustum. berbat bir şekilde, kaldığım odanın ortasına. kanla karışık bir sıvı, çünkü midem bomboştu. ve nefes alamıyordum. bir an için öleceğimi düşündüm ama ölmedim. sonra bir sigara yakıp, ölümü askıya almaktan vazgeçtim. geliceksen gel orospu çocuğu, dedim azraile, orgazmı geciktirme, sikip durduğun yeter, ağrılara dayanamıyorum artık, geliceksen gel… bekledim, cevap veren olmadı. sonra kusmuğumu temizleyip, balkona çıktım. kendime bir kahve yapıp balkona çıktım ve bir sigara daha yaktım. sabahın yedisiydi ve işe giden insanlar geçiyordu sokaktan. bu sokak bana ilham veriyordu. yazıcak bir şeyler bulmak için, sokağa çıkmama gerek yok, zaten fazlasıyla insan geçiyor sokağımdan, ve sabahın bu saatinde, işe giden insanları görmek, DEVAMINI OKU »
sokak edebiyatı #11
21 nisanda beşte alsancakta, elden.. sonra dağıtım yerlerinden temin edebilirsiniz.. alsancakta beşte ailecenek fanzin katlıcaz. gelmek isteyenler girdap@sokakedebiyati.net adresinden dürtebilir detaylar için..
sokak edebiyatı no:11
kapak çizim: puncover:http://riot-drawings.deviantart.com
afiş çalışması: fenris
afiş metin: girdo
Üvey
Bazı keskin kokular vardır hayatımızda belki de sadece bizi kesebilecek. İnce bir damarın yerle yeksan olması gibi. Bu bazen bir keman sesi, bazen de bir insan sesi olabiliyor. İzlenilen bir filmde, yakılan kalın bir cıgaranın kokusunu da alabilir, yenilen kuru ekmeğin kokusunu da içine çekebilir insan. Bir şeyin farkına varmak için orda olmak gerekmez. Hatırlamak her zaman bir hüner olmuyor. Bazen en büyük lanet olarak görülebilir. Her şey görecelidir. Her şey farklı görecededir. Her şey farklı gözden bakılır. Algı farklıdır. Her hayatın farklı bir kavga biçimi olduğu söylenir DEVAMINI OKU »
hangi zaman aralığında yaşıyorum
sabaha karşı ve
sarhoş gelirsin eve
sırılsıklam, yağmurda,
tren yolunda,
eğitim fakültesinin hemen arkasında,
artık kullanılmayan rayların yanında,
artık kullanmadığın ruhunla beraber
ıslak taşlara oturmuş
ve içmişsindir ölümüne,
ve sarhoş gelirsin, DEVAMINI OKU »
konuşacak bir hamam böceği bile bulamıyorum – buk.
olayların işleyiş tarzını
veya içinde bulunduğun durumu,
bir alıntıyla dile getirmek
kolaydır daima.
ve alıntılardan başka şansının kalmadığı durumlar oluşur,
konuşmak için.
kelimelerin tükenmiştir çünkü,
bir başkasının kelimelerine ihtiyacın vardır,
konuşmaya bile değil hatta,
dinlemeye sadece,
çoğu zaman iyi bir vokalisti alırsın karşına,
-bu bir bant kaydı- DEVAMINI OKU »
sadece bir pezevenk
Buzdolabı tamtakırdı, alt sağdaki sebzeliğe sakladığım tek kutu bira hariç. Üzerini poşetlerle örttüğümden bira şişesi görünmez ve güvendeydi. Cebimde metelik yoktu. Uzun süredir cebimde metelik yoktu. İşsizdim, ailem benden bıkmıştı. Arkadaşlarım ortadan kaybolmuşlardı. Yine de mutsuz olduğum söylenemezdi. Boş geçmiyordum günleri. Yürüyordum, alışverişe çıkmış gibi yapıyor, ya da sahildeki bir banka oturup Marmara’yı kesiyordum. Hava güzeldi. O zamanlar hava hep güzeldi. Geceleri rahat uyuyordum, terlemiyordum ve buzdolabında bir bira vardı. Uzun zamandır bira içmemiştim. Kahve ve sigara vardı evde. Dikkatli tüketiyordum. Kırmızı mercimek ve bulgur ve kuru fasulye. İkişer kaşık, dikkatle… Sonra bir gün biri aradı. İş çıkışı sana uğramak istiyorum, müsait misin dedi. Hep müsaitim dedim. Saat beşe doğru geldi. İşi dört buçukta bitiyordu. Şanslı pezevengin tekiydi. Onu seviyordum. Şanslı pezevenkti gerçekten. Kanepede oturmuş laflıyorduk. İkram edecek bi şeyim yoktu. O da eli boş gelmişti. Beş dakika mı oturacak DEVAMINI OKU »









Son Yorumlar