28-01-2010 - Jayne

Sabahın köründe işe gitmek için yol almaya çalışırken radyonun birinde haber bülteni okunduğunu duydum : “Türkiye, dün geceden beri yeni bir darbe senaryosu ile çalkalanıyor, Genelkurmay Başkanlığı konuyla ilgili bir açıklama yaptı…zırt pırt vesaire…” Öylece durup etrafıma baktım. Ve etrafımda gördüğüm Türkiye’nin hiç de çalkalanıyora benzer bir hali yoktu. Her zamanki sersemlikleri içindeki Türk insanı –ki buna ilk sıralardan ben de dahildim- tırım tırım yürüyerek işlerine gitmeye ve/veya işlerini yapmaya çalışıyordu, hepsi o. Sessiz kalabalıklar... Uysal kalabalıklar... Üşümüş kalabalıklar… Geçen hafta bir geri zekalının şöyle dediğini duymuştum: “Bir işimiz olduğu için şükretmeliyken, üstüne bir de şikayet etmek manyakça!”

Pek tabii! Manyakça!

Hak hürriyet aramak zaten bizim memlekette hiçbir zaman tam anlamıyla anlaşılamayacak bir meseledir. Tanrı cezasını versin böyle işin.

Eh, yürümeye devam ettim sonra. Yapacak başka bir şeyim yoktu. Fakat şu haber bültenine takılmıştı aklım. Yıllardır gazetelerin yarısının yalan haberle, diğer yarısının da cinayet, gasp ve tecavüz haberleriyle dolu olduğu bir ülkede yaşıyordum. Kötü haber prim yapıyordu. Kuşlardan böceklerden, aşktan raftingten falan bahsedince millet sizi pek siklemez oluyordu.

Düşünsenize mesela, bir adam 10 metrekarelik bir odaya kapanmış, 20 yıldır kendini öldürmek istiyor, ama bir türlü öldüremiyor. Şimdi ortada bu tema üzerine kurulu seksensekizbinsekizyüzseksen satır varken, senin benim yazdığım tek bir sözcüğün bile bir kıymeti olabilir mi? Helbette, HAYIR.

Eskiden kağıt kokusu için deli olur ve koklayarak alırdım kitapları, şimdi ise : SİKERİM KAĞITLARI diyorum. Yirmi otuz yıl sonra kitap kalmayacak zaten piyasada, o zaman uğraşmak neden? Kitap yazmayacam ben abi, BLOG YAZACAM. Kime ne? İmlanın, dizilişlerin, tabirlerin, karizmanın içine ederek, böyle çat çut yazacağım. Bildiklerimi uygulamaktan usandım. Aynı sik kafalı herifleri görmekten de usandım, hep aynı bokları yazmalarından da. Pratik yok. Zeka yok. Kendilerini gebertemiyorlar bile. Ama hep gebermek üzerine yazıyorlar. Siktirin gidin be, kafamı bu kadar ütülediğiniz yeter!

*

Delirmeyi, yazmayı, içmeyi, sevmeyi seviyorum. Ve bir daha bana üslubumla ilgili bir şey soran olursa terliği yiyecek kafasına ona göre. Üslup kelimesini de kullanmayın. Tarz deyin. Yok yok, onu da demeyin. Siz en iyisi susun. Epey bir müddet için. Sadece susun, basiretiniz bağlansın inşallah bir aynanın önünde, öylece durup uzun uzun kendinize bakmak zorunda kalın.

Eğer bakabilirseniz, bunu yapabilirseniz ---ki gerizekalıların davranış kalıpları önceden öngörülemeyecek denli irrasyoneldir, deal with it---, on yıldır ateşlenememiş silahların nihayet işlemeye başlayacağını sanıyorum..

Ve götümle gülmeye devam ediyorum.

Ve bunu zalimliğimden yapmıyorum. Ama bilerek yapıyorum. Bu yazıyı da bilerek yazıyorum. Yeterince basit yazıyorum ki okuyan bazı basit beyinler anlayabilsin.

Peki anlıyor musun? Tabii ki hayır. Her şeyden önce özgürlüğün ne olduğunu bilmiyorsun. Hiç yaşamamışsın. Görmemişsin. Eline alabildiğin tek halt sikin olmuş. Bol bol avuçlamışsın kendini. Doğru düzgün sikişemediğin hatunlar da dahil olmak üzere her önüne gelen karıya orospu demek senin egoyu kabartmaya yetmiş de artmış. Ama asıl orospular sizlersiniz. Ve bunu eşşek gibi biliyorsunuz. Ve bu benim için bir şey ifade etmiyor. Çünkü OROSPULAR ilgimi çekmiyor. Erkek ya da kadın, fark etmez. Para için sikişmem, sikişeni de siklemem. O yüzden benim hakkımda saçma sapan imalarda bulunmayın. Ben sizin gay olduğunuzu ima ediyor muyum? Nemfomanyaklara saygı duyabilirdim, eğer el birliği edip tüm değer yargılarımın içine sıçmasaydınız. Yolda görsem tanımayacağım insanlar, şimdi merak ediyorum da, şu yeni darbe iddiasıyla çalkanan Türkiye’nin hangi kısmında yaşıyorsunuz? Çalkalanıyor musunuz gerçekten? Yoksa götünüzü mü çalkalıyor yine büyükler? İşsiz, aşksız, parasız, sevgisiz, kör bir karanlıkta mısınız? HoHoHooo…Darbe ve suikast planları, eski terörist ve yeni artistin şekil fotoları, delik ayakkabısı unutulmuş ölüm yıl dönümleri ve aslanım Tekel işçileri kafanızı meşgul ediyor mu? Nerdeee? Kafa yok ki meşgul olsun anasını satayım. Hayır, babasını satayım. Kaybetmek için doğanlar, en azından bunun farkındasınız.






Jayne / son eklenen yazilari

E-mail: şifre: durum: