Öylesine...
03-06-2009 - gölge
ben en çok Moda'da düşerdim denize,
denizin içinde oturup ağzımdaki sigaraya yüklenirdim.
kıçımda dolasan balıklar ve yanımda yüzen bet şişelerle
15 dk.lık süre boyunca, öylece oturur ve düşünürdüm
bunu nasıl beceriyordum, düşmeyi ve
hangi kafayla buradan çıkacağımı
ya da neden beni buradan kaldıracak birinin olmadığını
kayalara tekrar vardığımda
beni bekleyenin şarap şişesi olması yinede yetmişti
kimi zaman..
kimi zaman, düşmediğim zaman
deniz kıskanır ve ayağıma dalgalarını yollardı
kıramazdım onu, tusinamisini bekledim seneler boyu,
onun bana yaptığı götlüğü
elbette ben de ona yapmayacaktım
belki biraz metabolizmam bozuluyordu ama..
önemli olan dostluk, ...
Kimi zaman yalnızlığımı soyunmayı tercih ederdim,
bir kaç insan sesini özler ve temin ederdim.
-evet seçmece, pazardan alırmışçasına-
6 sene önce lanetledim kendimi, daha önce söylemiş olmalıyım;
insan dediğimiz varlıklara karşı
-bende içinde olabilirim bunların-
6 sene önce kaybettim hislerimi, tam bu dolaylarda, Moda’da
daha çok terk ediliş, daha çok alkol, daha çok kusmuk, uyum problemleri…
ne ilginçtir ki daha yeni başladım düşünmeye
tüm bunların nedeni neydi,
düşünme özürlü bir tosba bunun nedenini hiç bir zaman öğrenemeyecek orası ayrı...
Moda’nın en kral sokak köpekleriyle takılırım kışın
bomboş sahilde kuytuya saklanıp gizlice bekleriz,
onlar genelde uyusalardı varlar, benimle birlikteler...
herkesten ve her yerden kovulan ben bu hafta itibari ile sonbaharıma yetişmiş bulunmaktayım,
ve evet kıçımı tekrardan dondurmaya başladım, ellerim moraracak ilerleyen tarihlerde,
kıs güneşinin sahtekarlığı, modanın ya(v)şakları
her şey yerli yerinde ve daha önce hiç görmediğim, bilmediğim..
modayı salyangozlar basmış, bir anda etrafımı sarmış, bira içmişlerdi,
irili ufaklı, beyazlı siyahlı, bir düzine salyangoz, hayır hayır sümüklü böcek!
hayır bu bir halüsinasyon değil...
hızla uzaklaşıp kuytu bir yer daha bulmaktan başka çarem yoktu;
önemli olan kıçla birlikte günü kurtarmaktı.
25/09/2007
denizin içinde oturup ağzımdaki sigaraya yüklenirdim.
kıçımda dolasan balıklar ve yanımda yüzen bet şişelerle
15 dk.lık süre boyunca, öylece oturur ve düşünürdüm
bunu nasıl beceriyordum, düşmeyi ve
hangi kafayla buradan çıkacağımı
ya da neden beni buradan kaldıracak birinin olmadığını
kayalara tekrar vardığımda
beni bekleyenin şarap şişesi olması yinede yetmişti
kimi zaman..
kimi zaman, düşmediğim zaman
deniz kıskanır ve ayağıma dalgalarını yollardı
kıramazdım onu, tusinamisini bekledim seneler boyu,
onun bana yaptığı götlüğü
elbette ben de ona yapmayacaktım
belki biraz metabolizmam bozuluyordu ama..
önemli olan dostluk, ...
Kimi zaman yalnızlığımı soyunmayı tercih ederdim,
bir kaç insan sesini özler ve temin ederdim.
-evet seçmece, pazardan alırmışçasına-
6 sene önce lanetledim kendimi, daha önce söylemiş olmalıyım;
insan dediğimiz varlıklara karşı
-bende içinde olabilirim bunların-
6 sene önce kaybettim hislerimi, tam bu dolaylarda, Moda’da
daha çok terk ediliş, daha çok alkol, daha çok kusmuk, uyum problemleri…
ne ilginçtir ki daha yeni başladım düşünmeye
tüm bunların nedeni neydi,
düşünme özürlü bir tosba bunun nedenini hiç bir zaman öğrenemeyecek orası ayrı...
Moda’nın en kral sokak köpekleriyle takılırım kışın
bomboş sahilde kuytuya saklanıp gizlice bekleriz,
onlar genelde uyusalardı varlar, benimle birlikteler...
herkesten ve her yerden kovulan ben bu hafta itibari ile sonbaharıma yetişmiş bulunmaktayım,
ve evet kıçımı tekrardan dondurmaya başladım, ellerim moraracak ilerleyen tarihlerde,
kıs güneşinin sahtekarlığı, modanın ya(v)şakları
her şey yerli yerinde ve daha önce hiç görmediğim, bilmediğim..
modayı salyangozlar basmış, bir anda etrafımı sarmış, bira içmişlerdi,
irili ufaklı, beyazlı siyahlı, bir düzine salyangoz, hayır hayır sümüklü böcek!
hayır bu bir halüsinasyon değil...
hızla uzaklaşıp kuytu bir yer daha bulmaktan başka çarem yoktu;
önemli olan kıçla birlikte günü kurtarmaktı.
25/09/2007