.beyaz yüzlü zenci götlü
alican 07-09-2010 02:27:31
.1
Köpeğim Butch ile birlikte verandada oturmuş biramı yudumlayarak üzerine akşamın çöktüğü ormanı izleyip ağaçların arasından gelen rüzgarın ve yaprakların sesini dinliyordum. İstediğim hayata kavuşmuştum, kırın ortasında iki katlı ahşap bir ev, evin verandasında duran sallanan sandalye, kasabaya ve tepenin ardındaki göle gitmeme yarayan eski bir kamyonet, akıllı olduğu kadar da güçlü bir köpek olan Butch ve ara sıra sevişmek ve evin temizlik gibi bazı işlerini
devamı
Köpeğim Butch ile birlikte verandada oturmuş biramı yudumlayarak üzerine akşamın çöktüğü ormanı izleyip ağaçların arasından gelen rüzgarın ve yaprakların sesini dinliyordum. İstediğim hayata kavuşmuştum, kırın ortasında iki katlı ahşap bir ev, evin verandasında duran sallanan sandalye, kasabaya ve tepenin ardındaki göle gitmeme yarayan eski bir kamyonet, akıllı olduğu kadar da güçlü bir köpek olan Butch ve ara sıra sevişmek ve evin temizlik gibi bazı işlerini
18 ağustos
Jayne 03-09-2010 09:42:24
Ezan okunuyor. Müslümanlar için iftar vakti geldi. Bense ikinci bardak viskimi içerken, geleceği düşünüyorum. Geleceğimi. Zincirleme kararlar almam gereken bir dönemde, sıkıntılı vakitler geçiriyorum. Her yıl, ağustos ayı, bana tek bir şey anımsatır halbuki: Ölüm. Ve ölüm içinde bir gelecek düşünmeye çalışmak… İroni işte tam olarak burada başlar. Her sene. Bu zamanlarda. Hiç sektirmeden.
Ve bugün, on sekiz ağustos, çarşamba. Sene 2010, sanırım. Sekiz sene ö
devamı
Ve bugün, on sekiz ağustos, çarşamba. Sene 2010, sanırım. Sekiz sene ö
.sana kirli kaldırımlar, bana nötron bombası
alican 01-09-2010 15:55:20
Tamir eder aslında can acısı
içinin oyulması,
Sana kirli kaldırımlar
bana nötron bombası.
Yeraltında dizeler ve
galakside yıldızlar,
Sana dair tüm hislerim
teneke kadar hissizler.
Çöplükte yanan akıl
hayalde oynaşan anı,
Kopuk uzuvlara çekili
işlevsiz bir yara bandı.
Makasla doğranmış bilek
neşterlenmiş deri ve iğne izleri,
bir de asit yağmurunda
hayatta kalma deneme
devamı
içinin oyulması,
Sana kirli kaldırımlar
bana nötron bombası.
Yeraltında dizeler ve
galakside yıldızlar,
Sana dair tüm hislerim
teneke kadar hissizler.
Çöplükte yanan akıl
hayalde oynaşan anı,
Kopuk uzuvlara çekili
işlevsiz bir yara bandı.
Makasla doğranmış bilek
neşterlenmiş deri ve iğne izleri,
bir de asit yağmurunda
hayatta kalma deneme
sivrilerle çarpışırken
Zayi Eden 16-08-2010 00:00:45
"Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz
Bir fidandım devrildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz
Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni arar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz
devamı
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz
Bir fidandım devrildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz
Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni arar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz
devamı
.panik anı, sol koluma yara bandı*
alican 31-07-2010 23:50:29
Kolumdaki serum deliğine bakıyorum.
‘Sen neyden buradasın hacı?’
‘eroin.’
‘geçmiş olsun, işin zormuş.’
‘Sen?’
‘Boktan boktan şeyler işte… ama mazide kaldı hepsi.’
‘Sana da geçmiş olsun birader. O dün gelen kız, kız arkadaşın mıydı?’
‘Hayır, sanmıyorum. Bir arkadaşımdı.’
‘Bacım ol
devamı
‘Sen neyden buradasın hacı?’
‘eroin.’
‘geçmiş olsun, işin zormuş.’
‘Sen?’
‘Boktan boktan şeyler işte… ama mazide kaldı hepsi.’
‘Sana da geçmiş olsun birader. O dün gelen kız, kız arkadaşın mıydı?’
‘Hayır, sanmıyorum. Bir arkadaşımdı.’
‘Bacım ol
işler kesat # söylenemez
Zayi Eden 27-07-2010 12:35:20
satışa bakan abi durmadan
muhasebeceyi nasıl düdükleyebilirim
diye kafa yoruyor.
kafasını
yaşanan, yaşanmış
yaşadığı ve yaşayacağı
herhangi bir şey için
daha önce
bu denli yormuş olduğunu
sanmıyorum.
muhasebeci ise internette
yaz diyetleri arasından
en çok yiyip
en çok kilo verebileceği
diyeti arıyor.
o da sürekli
ağustosta çıkacağı tatilde
daha fit nasıl
devamı
muhasebeceyi nasıl düdükleyebilirim
diye kafa yoruyor.
kafasını
yaşanan, yaşanmış
yaşadığı ve yaşayacağı
herhangi bir şey için
daha önce
bu denli yormuş olduğunu
sanmıyorum.
muhasebeci ise internette
yaz diyetleri arasından
en çok yiyip
en çok kilo verebileceği
diyeti arıyor.
o da sürekli
ağustosta çıkacağı tatilde
daha fit nasıl
now shut up you distasteful adbekunkus*
Jayne 18-07-2010 09:57:15
Simsiyah ve dik bir kayalığın tepesine çıkmış, metrelerce aşağımdaki denizi izliyorum. Tuzlu su zerreciklerinin genzime yapıştığını hissediyorum ve felaket rüzgar var. Sımsıkı atkuyruğu yaptığım saçlarım tokadan kurtulmuş, yanaklarıma çarpıyor, gözlerimin önünü kapatıyor. Tek elimle ve tek hamlede onları tutuyorum. Şimdi tek elim serbest. Rüzgardan dizlerim titriyor, en ufak bir dengesizlikte aşağı düşeceğimi biliyorum. Kıpırdamamaya çalışıyorum ama aslında çok da umursamıyor
devamı
Fare
girdap 10-07-2010 17:59:19
çarşamba
işten eve geliyorum. saat oniki. gece. annem bir fare olduğunu söylüyor.
bununla, kendisini değil, gerçek bir fareyi kast ediyor, eve bir farenin
girdiğini. "nerde?" diyorum kaygıyla. kaygı, korku ve endişeden kaynaklanıyor,
çift taraflı bir korku ve endişe bu; hem kendim için hem fare için.
annem "yatak odasında" diyor, kapıyı kapatıp kapatmadıklarını soruyorum.
"kapattık" diyor, "kapan koyduk. kocaman bir şey"<
devamı
işten eve geliyorum. saat oniki. gece. annem bir fare olduğunu söylüyor.
bununla, kendisini değil, gerçek bir fareyi kast ediyor, eve bir farenin
girdiğini. "nerde?" diyorum kaygıyla. kaygı, korku ve endişeden kaynaklanıyor,
çift taraflı bir korku ve endişe bu; hem kendim için hem fare için.
annem "yatak odasında" diyor, kapıyı kapatıp kapatmadıklarını soruyorum.
"kapattık" diyor, "kapan koyduk. kocaman bir şey"<
Henüz Bir Başlığa Sahip Değil -I
gölge 07-07-2010 12:42:26
Soğuk bir perşembe günüydü. Kadıköy’ün ara sokaklarından birine girdim. Ellerimi hissedemiyordum. Yağmur bastırmadan hemen önce sahile inmiş ve yürüyüş yapmıştım. Sıcak bir yazdan sonra tekrar nefes almak, dışarı çıkmak muhteşem bir şeydi. Yaz demek evde kamp zamanı demekti. Çünkü yazın insanlar dengelerini yitiriyorlardı ve dışarıda kesinlikle güvende değildik. İnsan seline kapılıp kaybolmaktan oldum olası korkmuşumdur. Her neyse… Karşıma çıkan ilk kafeye girdim.
devamı
Henüz Bir Başlığa Sahip Değil -IV
gölge 07-07-2010 12:33:06
Kapının ısrarla çaldığını hatırlıyorum. Gözümü açmam oldukça zor olmuştu. Paldır küldür aşağıya inip açtım kapıyı. Gözlerim hala çift görüyordu.
“Bu saatte hala uyulur mu?” deyip içeri daldı. Kendimi bu halde göstermek zorunda kaldığım için sinirlenmiştim. Gelenin Cahit olmasıydı her şeyi değiştiren. Bir başkası olsa önce bir güzel fırça kayar ardından kapıyı suratına çarpardım sanırım. Emri vaki sabah ziyaretlerinden hoşlanmıyordum.
"San
devamı
“Bu saatte hala uyulur mu?” deyip içeri daldı. Kendimi bu halde göstermek zorunda kaldığım için sinirlenmiştim. Gelenin Cahit olmasıydı her şeyi değiştiren. Bir başkası olsa önce bir güzel fırça kayar ardından kapıyı suratına çarpardım sanırım. Emri vaki sabah ziyaretlerinden hoşlanmıyordum.
"San